BAZEN HAYALİNDE BÜYÜYEN BAZEN GERÇEKTE VAR OLAN BİR AŞK. VE O... - Blogcu

25/1/2007 - HİÇ YAZI YAZMAK GELMEDİ İÇİMDEN

SADECE BİR RENK YAZMAK İSTEDİM

TURUNCU VE MAVİ

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

28/12/2006 - kardeslik...

Bir zamanlar, birbirine bitisik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardes vardi.Günlerden birgün bu iki kardes arasinda bir anlasmazlik basgösterdi. Iki kardes arasinda o zamana degin ilk kez görülen anlasmazlik, giderek büyüdü ve kardesler arasinda ayriliga neden oldu.Iki kardes, birbirlerine yalnizca küsmekle kalmadilar, yillardir ortaklasa kullandiklari tarim makinelerine degin sahip olduklari tüm araç gereçlerini ve mal varliklarini da ayirdilar. Küçük bir yanlis anlama sonucu baslayan anlasmazligi izleyen ayrilik,giderek büyüyen bir uçuruma dönüstü ve en sonunda yerini, karsilikli kullanilan hos olmayan sözlere birakti.Bunun arkasindan da beklenenler oldu ve kardesler arasinda önce siddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yasanmaya basladi.Bir sabah, bu iki kardesten büyügünün kapisina bir usta geldi.Elinde büyük bir marangoz çantasi vardi.
Ev sahibinden geçici bir is istedi:
-Yapilacak ufak tefek bir isiniz varsa, size yardimci olmak isterim,dedi.
-Elimden hemen her is gelir. Birkaç gün çalisirim, isi bitiririm.Büyük kardesin aklina o an bir "is" geldi.
-Evet, sana göre bir isim var` dedi ve küçük
kardesinin çiftligini isaret etti.
-Su derenin karsisindaki çiftlik, komsumundur. Daha dogrusu,benim küçük kardesime aittir o çiftlik. Geçen haftaya dek benim çiftligimle onun çiftligi arasinda bir otlak vardi.Sonra
o, buldozeriyle oraya irmak bendi
yapti ve simdi aramizda, otlak yerine, çiftliklerimizi birbirinden ayiran bir dere var.Is isteyen adam, büyük kardesin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:
-Benden ne yapmami istiyorsunuz? dedi.Büyük kardes önce kuskusunu, sonra da kararini
açikladi:-Kardesim bunu, bana aci vermek için yapmis olabilir,dedi.-Fakat simdi ben, onun yaptigindan daha büyük bir sey yapacagim.Bunlari söyledikten sonra adami aldi, ahirlarin oldugu yere götürdü ve duvarin dibinde yigili duran kütükleri gösterdi: -Senden, bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasinda üç metre yükseklikte
bir çit yapmani istiyorum , dedi.
-Kaç gün çalisirsan çalis, nasil yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki,
gözlerim kardesimin çiftligini artik görmek zorunda kalmasin.Is arayan usta, basini salladi:-Sanirim durumu anladim, efendim, dedi.
-Simdi bana çivilerin, kazma küregin yerini gösterin ki hemen isime baslayayim.Büyük kardes ustaya kazma, küregin ve çivilerin oldugu yeri gösterdikten
sonra, alisveris yapmak için kasabaya gitti. Usta ise, tüm gün boyunca ölçerek, keserek,çivileyerek sikı bir biçimde çalismaya koyuldu.Aksam günes batarken o isini bitirmis, çiftlik sahibi büyük kardes ise alisverisini tamamlamis, kasabadan dönüyordu. Çiftlige gelir gelmez ustanin yaptiklarina bakti ve saskinliktan gözleri, yuvalarindan firlayacakmis gibi açildi. Karsisinda, yapilmasini istedigi çit yoktu ama,derenin bir yakasindan öteki yakasina uzanan görkemli bir köprü vardi. Biri kendi çiftliginin topragina,
öteki küçük kardesinin çiftliginin topragina oturtulmus saglam iki ayak üzerinde,yanlarindaki
korkuluklarina varincaya dek tüm
ayrintilariyla yapilmis ve tam anlamiyla "ustaisi" denilecek kusursuzlukta bir köprü uzaniyordu.Büyük kardes, hâlâ geçmeyen saskinligiyla bu köprüyü seyrederken,karsidan
birinin geldigini gördü. Dikkatle baktiginda gelen kisinin, komsusu, yani küçük kardesi oldugunu anladi.Kardesi, kollarini iki yana açmis olarak köprünün karsi ucundan kendisine dogru yürüyordu.-Benim sana karsi yaptigim bunca haksizliga ve söyledigim bunca kötü sözlere karsin sen, bu köprüyü yaptirarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan oldugunu gösterdin,dedi agabeyine.-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarini açarak bana gel...Köprünün iki ucundan ortaya dogru yürüyen kardesler,köprünün ortasinda bir
araya geldiler ve özlemle kucaklastilar. Büyük kardes bir ara arkasina baktiginda,çantasini toplayip, oradan ayrilmakta olan ustayi gördü.
-Gitme, dur, bekle, diye seslendi ona.
-Sana yaptiracagim birkaç is daha var, çiftligimde...
Usta gülümsedi;-Ben buradaki isimi tamamladim, gitmem gerek, dedi ve ekledi:-Yapmam gereken daha çok köprü var. Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasin,Köprüleri kurduktan sonra da, yikilmamasi için sık sık bakimini yapin, yani sevdiklerinize zaman ayirin, o köprü yoluyla sık sık gönüllerini ziyaret edin."

 

DOST-KARDEŞ-AKRABALARIMIZLA KÖPRÜLERİ YIKMAK DEĞİL

HER ZAMAN ONARMAK LAZIM

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

27/12/2006 -

Olamaz… ne yaparsan yap yine hazmedemiyorum bu durumu… hem de asla.

 

Artık vazgeçiyorum her şeyden.

                         Senden,

                                                           seninleolmaktan,       

                                                                     seni sevmekten…

 

biliyor musun bişeyleri bitirip tüketen ben değilim en azından büyük çoğunlu bana ait değil.

 

 

Yazacak şey bulamıyorum. İçim kan ağlıyor. Çok mutsuzum

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

19/12/2006 - oooof of

Kategori: turuncusiir

 

Düşsün sen…

Dalıp gittiğim zamanların efendisisin.

Mesela nerde bir çıplak ayaklı çocuk görsem

Ya da parkta salıncaktan düşen bir çocuk

Aklıma geliyorsun hemen…

Bir bebeğin çıkardığı sesle seni çağırdığını düşündüğüm gibi…

Özlenensin sen…

Dik burnu, sarı-uzun saçlı umursamaz bir kız çocuğuyken

Bazen saçları hafif öne düşmüş, yeşil okyanus gözlü bir oğlan çocuğu oluyorsun…

Seni çağırdığımda yanıma gelen… meraklı bakışlarıyla.

İncecik bi dokunuşsun sen…

Suya benziyor yüreğin, ilmek ilmek işlediğin kaderin gibi.

Koca ummandan aldığın bir kova duru su gibi çırpınışların.

Bakışsın sen…

Derin manalar yüklediğim buğulu gözlerinle.

Ne yana baksam senin gibi bakmayı öğrendiğim.

Bir kaçamak bakışında dahi dünyayı görmeye yettiğini bildiğim gibi.

Aşksın sen…

Her sabah senin yaşadığını bildiğim güven ve mutlulukla uyanmak gibi.

Her an yanımda olmanın mümkün olmadığını bilip,

Bunun için üzülmek yerine daha çok bağlandığımsın..

Her çantamın içine senden bir tutam umut koyduğumsun.

Hayatsın sen…

Nefes gibi işte.

Aldığım her nefesin yarısını sana vaad etmenin güzelliğisin…

Suyla bütünleşen ebru sanatının titizliği var üzerinde.

Büyük bir ahenk var bakışında, gülüşünde…

Yolsun sen…

Hasret çeken bir aşkın buluşması gibi.

İnce uzun sonu belli olmayan bir gidişsin…

Her molada farklı öğretileri olan bir bilgin misali.

Bozuk, virajlı, sıkıcı bir yoldan düzlüğe geçiş gibi…

Sevgisin sen…

bir kızın bezden bebeğine beslediği saf duyguları gibi.

Bir annenin kızının çeyiz sandığını açtığında akıttığı saf gözyaşısın.

Yine başka bir annenin başka bir şehirde askere gidecek oğlunun valizine koyduğu naftalin kokulu fanilalarda kokun… bir babanın kızının beyaz gelinliğine bağladığı kırmızı kurdelesin.

Hayalsin sen…

Her an gidebilecekmiş gibi.

Akan bir suyun ertesi gün durmasının mümkün olabileceği ihtimalisin.

Ya da yorgun çıktığın yokuştan hızla aşağı yuvarlanmaya karşı verdiğim bir reflekssin.

 

Sonuçta; sen her zaman her şeye değersin…

 

 

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

7/12/2006 - .

ne yazayım ki, hangi kelimeleri dökeyim ki satırlara benim içimin tüm sıkıntısı atsın. bu mümkün mü? değil...

sadece yazık olduğunu düşünüyorum. yazık gerçekten akıttığım gözyaşlarına, verdiğim emeğe. demekki bunu hak ediyormuşum, demekki onca verdiğime karşılık tek bir günün eksisi yetiyormuş herşeyi bir çırpıda silmene.

tek sorun yakınında olmamam değil mi? her istediğin saatte yanına gelememem. seninle birlikte olamamam. hani senin dostluğun, ilgin araya zaman ve mekan girse de devam ederdi.

kaç ayın geçti o insanla. ogün ben yanındaydım ağzına almadığın kötü söz kalmadı onunla ilgili. asla beraber olamam çok sefilce yaşıyor, asla bana uygun değil, yapıştı bırakmıyor. şimdi değişen ne? düşüncenin bu kadar aşırı derecede değişmesi neye bağlı?

benim yaptıklarıma mı? sadece benim 1 günde yaptığıma mı onca birlikte olduğumuz güzel anların karşılığında. 1.5 yıl hiç mi güzel günlerimiz geçmedi. bunları tek kalemde silip ona sığındım, onu peygamber gibi karşıladım deme gereği duyuyorsun. onunla kimbilir neler yaşadın üstelik. o affedilmeye değerken ben niye bu kadar etkisizim gözünde.

 

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->
BİR DELİ DENİZ KIZIYIM BEN
aşkımı sevgimle pişirdim ölüme kadar zümrüt sandukçaya koydum sandukçayı da ikimizin görebileceği dolunaya astım. dolunaya astım ki. ondördünden ondördüne görelim ve hasret buğusuyla tütsüleyelim diye.

bakıp görün

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

yıldızlarım